Üniversiteye Geçiş Sistemine 21. Yüzyıl Çözümleri


Üniversiteye seçme ve yerleştirme sınav sisteminin tekrar değişmesiyle birlikte eğitimle ilgili olağan tartışmalarda alevlenmiş oldu. Yıllardır ülke olarak aynı şeyleri tartışır, aynı şeyleri konuşur ama bir türlü bu durumdan sıkılmayız.

Sınav sistemlerine gelmeden önce halletmemiz gereken önemli meseleler var. İzninizle bunları birlikte ele alım

Yanda ki grafik onlarca sene eğitim almış ve lise den mezun olmuş öğrencilerimizin temel fen kazanımlarını içeren sorulara verdikleri cevapları göstermekte ve bize binlerce çocuğumuzun en temel fen kazanımlarını bile öğrenemediğini net olarak söylemekte. Öncelikle söyleyeyim, çocuklarımızın bu durumda hiç suçları yok, sorumlu biz eğitimciler ve uyguladığımız orta öğretim sistemi.

Bu grafik bize asıl meselemizin lise eğitim öğretim içeriğimiz ve liseden üniversiteye geçiş sürecimiz olduğunu çok net gösteriyor. Bu cümleyi neden yazdım. Çünkü iki işi aynı anda yaparsak sorunu çözerizi görün istedim. Hem lise sistemimizi yeniden yapılandıracağız hem de geçiş sistemini buna uygun olarak yeniden kurgulayacağız.

Öncelikle onlarca lise türünü üçe indirmeliyiz. Bunlar

  • Mesleki ve teknik Anadolu liseleri
  • Anadolu liseleri
  • Sanat ve spor Anadolu liseleri.

Uzun uzun anlatacak değilim ama özellikle sanayi üretimi ve endüstri hamlesi için mesleki teknik Anadolu liselerinin önemi çok ama çok büyük. Bu liselerin kalkınması Türkiye’nin kalkınması anlamına gelmekte. Bu liselere Türkiye’nin en parlak beyinli, sayısal zekâlı çocuklarını, mühendis ve teknik yetkinliği yüksek olan çocuklarını göndermeli ve bu liselerde temel pozitif bilimlere ve bu bilimlerin uygulamalı eğitimine önem vermeliyiz.

Bu liselerden mezun olan çocuklar Türkiye’nin en ünlü mühendislik ve teknik üniversitelerine gidebilmeli. İşte bunu yapabilmek içinde sadece bu liselerden mezun olan öğrencilerin gireceği bir “yks sayısal” sınavı yapmalıyız.

Toparlarsam; mesleki ve teknik Anadolu liselerinin eğitim öğretim içeriği, matematik, fizik, bilgisayar v.s. gibi sayısal ağırlıklı dersleri ve bunların uygulamalı gösterildiği laboratuvar ve atölye derslerini içermeli. Bu liselerden mezun olan öğrenciler özel bir yks ye girmeli ve sadece sayısal puanla öğrenci alan üniversitelere gidebilmeli.

İyice anlaşılması için tersten söylersem: ekonomi, işletme ya da hukuk v.s. gibi sözel ağırlıklı bir bölüm okuyacaksa bir çocuk; mesleki ve teknik Anadolu lisesine gelmemeli. Peki, bu çocuk ortaokuldan mezun oldu, hangi liseye gitmeli? Cevap Anadolu Lisesi.

Anadolu liselerinin eğitim öğretim içeriğini de; mesleki ve teknik Anadolu liselerinin tersine, sözel derslere yoğunlaşacak ve ağırlık verecek şekilde kurgulanmalı. Bu liselerden mezun olunca öğrenciler, farklı bir “yks sözel” sınavına girmeli ve bu sınavdan sonra üniversitelerin sözel puanla öğrenci alan bölümlerine gitmeli.

Şuan ortaokuldan mezun olan her çocuk ister mühendis olmak istesin, ister hukukçu; aynı Anadolu lisesinin, aynı sırası için yarışmak zorunda kalıyor. Çünkü üniversiteye gitmenin tek yolu Anadolu lisesinde okumak. Anadolu liselerinde çocukları sayısal, sözel ve eşit ağırlık diye ayırmak zorunda kalıyoruz ki: benim söylediğim işte bu ayrımın liselerde yapılması gerektiği.

Bir de sanat ve sporun gelişmesi meselesi var, ülke olarak önümüzde ki; (çok ama çok önemli bir konu olmasına rağmen bura da ana fikir dağılmasın diye uzun uzun yazmayacağım) benim önerdiğim sistem buna da büyük oranda çözüm oluyor. Spor ve sanat yeteneği olan en iyi çocuklar sadece bu başlıklarda eğitim veren sanat ve spor liselerine gitmeli ve buradan mezun olduktan sonra da kendileri için düzenlenen “yetenek ve yetkinlik” sınavına girmeli.

Buraya kadar yazdıklarımı kısaca toparlarsam; ana eksende iki tane yks var. Bunlardan birisine sadece mesleki teknik Anadolu liselerinde okuyan ve sayısal ağırlıklı eğitim görmüş çocuklar girebilir ve bu sınav sadece üniversitelerin sayısal puanla öğrenci alan bölümlerine öğrenci yerleştirir. Diğer yks ye sadece Anadolu liselerinde okuyan ve sözel ağırlıklı eğitim görmüş çocuklar girebilir ve bu sınav sadece üniversitelerin sözel puanla öğrenci alan bölümlerine öğrenci yerleştirir. Sanat ve spor liselerinden mezun olan çocuklarda “yetenek ve yetkinlik” ölçen sınavlara girerek üniversitelerin sanat ve spor bölümlerine yerleşirler.

Kısaca; meslek liselerini kalkındırır, bu liselerin eğitim öğretim içeriğini, derslerini, laboratuvarlarını, atölyelerini yeniden düzenlersek, en önemlisi de; bu liselere sayısal zekâsı önde çocukları yerleştirirsek:  ilerde bizim için bilim üretecek, innovasyon yapacak, üretim ve iş dünyasında lokomotif olacak, dünyanın teknolojik ve sanayi ilerlemesinde Türkiye’yi taşıyacak bireylerini de üniversitelere doğru yetkinliklerle ve donanımlarla göndermiş ve mezun etmiş oluruz.

Her çocuk şuan sadece “Anadolu lisesine gidersem, üniversiteye gidebilirim sarmalı” içinde cebelleşmek zorunda. Oysa sadece sözel zekâsı önde çocuklar Anadolu liselerine giderse oradaki kalite içerik ve sonuçta daha doğru olur. Türkiye’nin hukukçuları, yöneticileri, işletmecileri, ekonomistleri, sosyologları bu liselerde kök salar.

Ülke olarak kafamızı kuma gömmekten vazgeçmeliyiz, dünya hızla geleceğin zamanına doğru ilerlemekte. Teknoloji ve sanayi üretiminde, tarımda, sanatta, sporda dünyanın geldiği ve gelmek üzere olduğu yeri anlatmama gerek yok. Eğer treni kaçırmak istemiyorsak çözüm sınav sistemlerinden ziyade orta öğretim içerik ve sistemlerimizi hızla yapılandırmaktan geçiyor. Yukarıda yazdığım lise eğitim öğretim içeriği ve lise sonrası üniversite seçme ve yerleştirme süreci beraberinde ortaokul başlığının da yapılanmasını zorluyor. Ortaokul başlığıyla birlikte, ilkokul ve anaokulu zamanlarının da nasıl yapılandırılması ve nasıl kurgulanması gerektiğini de başka bir yazıya bırakalım ve geleceğin sınav sistemlerine geçelim.

Geleceğin Sınav Sistemleri

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Üniversiteye Geçiş Sistemine 21. Yüzyıl Çözümleri