Okul Seçiminde Veliler Nelere Dikkat Etmelidir?


Bilgi Koleji YK Başkanı Ahmet Çevik:

“Çocuklar anne baba projesi olmamalı”

 

Sınavlar bitti, sonuçlar açıklandı, velilerin liselerde kontenjan bulma çalışmaları sürüyor. Bir yandan puan hesaplamaları havada uçuşurken, bir yandan da bütçeler tutuyor mu diye bakılıyor. Özel okul ve kolej kavramları birbirine girmiş durumdayken devlet okullarının da artık bütçe açısından özel okullardan bir farkı kalmadı. Hal böyle olunca velilerin de gençlerin de okul seçimi konusunda kafaları karışıyor. Peki, okul seçerken nelere dikkat etmek gerekiyor? Akademik başarıya mı yoksa kişisel gelişime mi yönelmek daha doğru? Ya bütçe, bu konunun neresinde duruyor? Türkiye’de yeni nesil eğitim modeliyle dikkat çeken çağdaş eğitim kurumu Bilgi Koleji’nin Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çevik her şeyden önce bir konunun altını çiziyor: “Çocuklar, anne baba projesi olmamalı!”

 

Bilişim Eğitim Grubu’nun 25 yıllık tecrübesiyle kurulan ve geleceğin dünyası için bireyler yetiştiren Bilgi Koleji, Türkiye’de çağdaş eğitimin önemli temsilcilerinden… Yeni nesil eğitim modeli öneren ve öğrencilerini bu anlayışla yetiştiren Bilgi Koleji, kurum olarak geliştirdiği ve uyguladığı eğitim modelini a+5b olarak adlandırıyor. Bireyleri geleceğin dünyasına hazırlayan beş önemli becerinin geliştirilmediği müddetçe akademik başarının da sağlanamayacağını savunan Bilgi Koleji; İngilizce, bilişim, sanat, spor ve kişisel gelişim alanlarında geliştirdiği programlarla öğrencilerin donanımlı bireyler olarak hayata atılmasına destek oluyor. Bilgi Koleji Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çevik ile okul seçiminde velilerin nelere dikkat etmesi gerektiğini, lise seçiminin bireyim tüm hayatındaki etkisini ve özel okul ile kolej kavramları arasındaki farkları konuştuk.

 

Özel okul seçiminde veliler nelere dikkat etmelidir? Özel okul nasıl seçilir?

 

Özel okul seçiminde en önemli konulardan biri odak noktanız… Eğitim hayatında akademik başarıyı yalnızca sınav başarısı olarak görmek en büyük hatalardan biridir. Velilerin de başarıyı sınav başarısıyla sınırlı tutmamaları gerekiyor. Sınav başarısına göre okuldan birinci çıkması bir kriter olmamalı çünkü her çocuk özeldir, her çocuğun kendine özel bir potansiyeli vardır. İşte bu nedenle, okul seçerken öncelikle velilerin, çocuklarının potansiyeliyle okulun uygulamalarının örtüşüp örtüşmediğine bakmaları gerekiyor. Eğer bir çocuk sanatla ilgileniyorsa, ancak velisi doktor olması konusunda ısrar ediyor ve okul seçimi bakımından üniversite sınav başarısını baz alıyorsa bu sağlıklı bir durum değildir. Çünkü bu durum çocuğun o okulda mutsuz bir 4 sene geçireceğini işaret eder. Akademik başarı kısmı elbette önemli ama tek başına yeterli değil.

 

Peki, akademik başarıya ek olarak bir okuldan başka neler beklemek gerekiyor?

Öncelikle şunun altını çizmekte fayda var; geleceğin bireylerini artık profesyonel hayatlarında tek bir meslek beklemiyor. 2-3 mesleği aynı anda yapan, zevk ve becerileri yönünde meslek değiştirenleri ileride daha fazla göreceğiz. Dijital dönüşümün bir gereği olarak kimi meslekler de yok olacak ve yerine yenileri gelecek. Hal böyleyken çocuklarımızı çok yönlü, donanımlı, her alanda alt yapılarını geliştirecek bir eğitim kurumunun tercih edilmesi önemli. Fütüristlerin düşünceleriyle de bağdaşıyor aslında bu söylediğim. Öte yandan, ülkemizde ilgili alandan mezun olup da mesleğini yapanların oranı yüzde 25, yapmayanların ise yüzde 75. Yani üniversite okuyanların yalnızca yüzde 25’i kendi mezuniyet alanında çalışıyor. Bunun en belirgin sebepleri ise doğru okul seçilmemesi, doğru rehberlik yapılmaması ve mesleklerin iyi tanınması.

 

Bunda ailelerin etkisi için neler söyleyeceksiniz?

Tabi böyle olmasına çok büyük oranda aileler sebep oluyor çünkü çocuklar ailelerin birer projesi adeta. Çocuğu öyle görüyorlar; “Ben yapamadım, sen yap.” Küçüklüğünden itibaren bir çocuğa “Benim oğlum doktor olacak” derseniz, öyle bir yetisi olmasa bile çocuğu o yönde kodlamış olursunuz. O da anne ve babasını kırmamak adına otomatik olarak o yönde ilerlemeye başlar. Çocukların, anne baba projesi olmaması lazım… Doğru okul seçimi ise yalnızca testten ibaret değildir. Testler önemli elbette ama bugün yapılan testlere baktığınızda artık bu konuda da bir değişim yaşandığını görüyoruz. Testler de artık kazanım ve beceri ölçmeye yönelik sorular içeriyor.

 

Okul seçiminde en kritik aşama sizce hangisi?

Aslına bakarsanız lise seçimi en kritik seçimlerden biri… Türkiye’de gerçekten marka olmuş lise sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az. Onlar da zaten yüzde 1’in altındaki dilimden öğrenci aldıkları için başarıları kaçınılmaz oluyor çünkü zaten başarılı öğrencileri topluyorlar. Okul birincilerini toplayan bir okulda başarı kaçınılmazdır. Gelelim lisenin neden kritik aşama olduğuna; çünkü insanların, hayatta kalıcı dostluklar kurdukları yer liselerdir. Burada edinilen dostluklar hayat boyu devam eder. Kişiliklerin oturduğu, özelliklerin ve frekansların uyuşup uyuşmadığını belli eden dönemler lise dönemleridir. Lise yılları çok önemli hatıralar barındırır ve arkadaşlıklar kalıcı olur. Neden liselerin pilav günleri var dersiniz? Konuya bu noktadan baktığınızda, hayattaki başarıya pozitif veya negatif etki eden bir aşama olduğunu söyleyebiliriz lise seçiminin. Bu nedenle de çok özel sebepler oluşmadığı sürece lisede okul değiştirilmemesi gerektiğinin de altını çizmek isterim. Çünkü çocuklar, okul değiştirdikleri zaman derinlemesine arkadaşlıklar kuramazlar ve samimiyetlerini geliştiremezler. Bahçesi ve sosyal alanı olmayan, çocukların sosyalleşemeyeceği, spor, müzik gibi rahatlatan, akademik başarıya da pozitif etki eden unsurların bulunmadığı, stres atılabilen, çocukların rahatlayabileceği mekanlardan yoksun liselere gidilmemesi lazım. Bunlar çocuklara çok bir şey katmadıkları gibi aksine var olan becerilerin körelmesine de neden olabilirler. Her okul seçimi önemli olmakla beraber, lise artık üniversiteye giden son basamak olduğu için çok iyi seçilmeli.

 

Günümüz koşullarında ve ülkemizin eğitim standartlarında değerlendirirseniz, özel okul bir gereklilik midir sizce?

Türkiye’de özel okul ile kolej kavramları birbirine karışmış durumda. Şunun altını çizmekte fayda görüyorum: Her özel okul, bir kolej değildir. Kolej dediğimiz zaman bir kültürden de söz ediyoruz. Kolej donanımları, alt yapısı, sosyal olanakları, öğretmen kadrosu, fiziksel olanakları, bazı kavram ve değerlerle bir bütündür ve bir sistem sunar, kültür yaratır. Dolayısıyla velinin seçim yaparken bunu ayırt etmesi gerekir. Mesele, “Ben çocuğumu özel okula gönderiyorum” demekten daha derin bir meseledir. Çünkü çocuğun aslında gelecek yaşantısındaki başarının ya da başarısızlığının temelleri atılır.

 

Bu noktada velilerin kendilerine şu soruyu sormalarını öneriyorum: “Okul hayatımda neleri hatırlıyorum?” İnsan çocuğuyla ilgili bir takım kararlar alırken kendi hayatındaki pozitif izleri de masaya yatırmalı mutlaka. Örneğin, okul yaşamınızdan aklınızda ders saatleri mi kaldı daha çok yoksa bir koro çalışması, bir gezi, yarışma gibi takım çalışması şeklinde yapılan, aynı zamanda eğlendiğiniz anlar mı? Eğlendiğiniz anlar her zaman hatırınızda daha fazla kalır. Bunlar da tetiklenerek ileride mesleklerinize dönüşebilir. İyi okullar çocukların özelliklerini birebir anlarlar ve ona göre yönlendirirler.

 

Bugün kimi okullar birden fazla dil eğitimi vermeleriyle öne çıkarken siz direkt olarak İngilizceye odaklı bir eğitim kurumusunuz. Bunun sebebi nedir? Sizce çok dilli eğitim almak önemli midir?

Bir genç elbette çok dil öğrenebilir ancak bunların öncelik sırasını belirlemek lazım. Hayatının hiçbir evresinde herhangi bir müzik aletiyle muhatap olmayan bir insanın 3-5 dil bilmesinin çok büyük avantajı olduğunu düşünmüyorum ben. Çünkü hayat bir bütün… Bir yanı eksik kalıp bir yanı güçlüyse, dengesiz bir terazi durumuna geçiyor insan hayat boyu. Evet, çok dil bilmek güzel bir yeti ancak biz burada çok dilde eğitim yerine İngilizceyi tam öğrenip tam konuşan bireyler yetiştirmeyi tercih ediyoruz. İngilizceyi tam anlamıyla öğrendikten sonra eğer dile yatkınlıkları varsa çocuklarımızı zaten yönlendiriyoruz. Ama çok dilli eğitimin de artık günümüzde eskiye nazaran önemini kaybettiğini düşünüyorum. Teknolojinin gelişimi, bazı uygulamaları tedavülden kaldırırken pek çok yenilik ve kolaylık da sunuyor. Bugünün teknolojisi iki ayrı dil konuşan insanın internet üzerinden kendi dillerinde konuşarak anlaşabilmelerine olanak tanıyor. Bu açıdan bakarsanız, çok dile yönelip spor ve sanat gibi diğer kişisel gelişim becerilerinden mahrum kalmayı doğru bulmuyorum. Çünkü gelecekte çocuklarımızı birçok meslek bekliyor. Hayatı boyunca bir mesleği yapmayacakları için çok yönlü olmaları lazım. Öte yandan üç tane yarım dil, tam bir dil yapmıyor.

 

Özel okul fiyatlarına da değinelim dilerseniz. Bazı kurumların fiyatları çok yüksek, bu konuda bir denge olmadığı gibi yüksek fiyatlı okulların iyi okul olduğu yönünde bir algı da gelişiyor. Siz bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Elbette okul seçimine etki eden faktörlerden biri de ekonomik durum. Bütçe herkes için önemli. “Çocuğumu özel okula göndereceğim” hırsıyla diğer pek çok açıdan sıkıntı yaşayan ve çocuğuna da yaşatanların doğru yapmadığını vurgulamak gerek. Öte yandan, çocuğunu özel okula gönderenlerin de ekonomik durumu genellikle bunu kaldırabilecek düzeyde oluyor. Ancak yine de belli gelir seviyesindeki ailelerin de şunu gözetmesi lazım; günümüzün koşullarında sağlıklı bir eğitim verilebilmesi için 25 bin TL gibi bir tutarı gözden çıkarmak gerekiyor tabi, ancak marka diye de 80-100 bin TL gibi rakamların uçuşmasına aldanmasınlar. Bugün Avrupa’nın ve Amerika’nın en iyi üniversiteleri bile daha uygun fiyatlarla öğrenci alıyor. Böyle bir durumda o marka liseye, bu okullardan daha mı iyi olup olmadığını bir sormak gerekir. Bu konu fırsatçılığa çok açık bir konu… Hiçbir okul 40-45 bin TL’den fazlasını hak etmiyor.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Okul Seçiminde Veliler Nelere Dikkat Etmelidir?