Her Problem Yaratıcı Bir Çözüm Bulmak İçin Fırsattır


Merhabalar,

Bundan tam 15 yıl önce mesleğe ilk başladığımda 20 yaşındaydım. Bana öğretmem için verilen müfredatı incelediğimde “Nasıl yani ben şimdi bunları mı anlatacağım çocuklara?” diye başladı mesleki serüvenim. Bir süre sonra “Bunlar olmaz, çok daha fazlası var öğretilecek!” diyerek devam eden yıllarım, her yıl kendi müfredatımı yazarak, gelişen teknoloji gerekliliklerini müfredatıma entegre ederek, tıpkı bir öğrenci gibi yenilenerek geçti. Meraklı olmak bu mesleği yapabilmenin birinci şartıydı.

Bilgisayar dersini ilk günden beri çok önemli bir ders olarak görüp, teknoloji bir bilim dalı olduğuna inanarak bir matematik öğretmeni, bir fizik öğretmeni edasıyla ders işledim bugüne kadar. Programlama, özellikle algoritma çok önemli bir konuydu, bilgisayar dersinin kalbiydi. Mutlaka müfredatımda olmalıydı ve hep de vardı.

Sonrasında programlamayı elektronikle birleştirerek geçen yıl çalıştığım kurumda bir maker atölyesi kurdum. Çok keyifliydi. Çocuklarla üretiyorduk! Her şeyden önemlisi öğrenciler kendi ürünlerini ortaya çıkarmaya başladı. Peki nasıl?

Yaşanmış bir örnekle çocukları nasıl üretmeye sevk edebileceğimizi, STEM’i nasıl kağıt üzerinden çıkarıp gerçek hayata dökebileceğimizi paylaşmak  istiyorum.

Okulumuzdaki bölümlerden birine bir gün bir akvaryum alındı ve birim sorumlusu bana “Senin evin yakın, hafta sonları gelir yemlersin değil mi? Balıklar ölmesin” dedi. “Çocuklarım halleder.” dedim

İşte aranan bir problem, işte  fırsat!

Hemen topladım çocukları. İşte size problem. Bir akvaryum var ve hafta sonu yemlenmezlerse balıklar ölecek. Hadi bakalım bir balık yemleme makinesi geliştirin. Ama önce problemi tam olarak tanımlamalıydık.

Sorduk…

  • “Ne kadar zamanda bir yem atıyorsunuz  balıklara?”
  • 12 saatte bir
  • Peki ne kadar yem atıyorsunuz?
  • Böyle parmağımızın ucuyla

Toz şeklinde bir yem paketinden yemi parmaklarının ucuyla alarak, bu kadar  diye gösterdiler.

  • Çocuklar parmak ucuyla diye bir ölçü birimi var  mı?
  • Ölçmemiz lazım
  • O zaman fen bölümüne gidin, hassas tartıyı kapıp gelin  bakalım.

Çocuklar hassas tartıyı alıp geldiler. Yaklaşık 10- 15 kez farklı eller birkaç kez ölçecek şekilde parmağımızın ucuyla yemi alıp hassas tartıda ölçtük. Ölçtüğümüz değerlerin basit bir matematik hesabıyla ortalamasını alarak, 12 saatte bir verilecek yem miktarının gramajını belirledik. Buyrun size STEM. Sizce bir lise öğrenci öğrencilik hayatı boyunca her fen laboratuvarında bulunan hassas tartıyı kaç kez kullanmıştır? Cevap çoğunlukla belki hiç, belki nadiren olacaktır.

Neden? Çünkü ihtiyaç duymamıştır, gerek olmamıştır.

Problemi tanımladık. 12 saatte bir .. gr yem atacak bir makineye ihtiyacımız vardı. “Hadi yapın.” Dedim. “Nasıl?” sorusuna verdiğim cevap “Onu da siz bulacaksınız.” olmuştu. Burada çok önemli bir    nokta var. Maker kulübü çalışmalarında bir çok cihazı nasıl kullanacaklarını farklı proje örnekleriyle yaparak öğrenmişlerdi. Servo motor da kullanmıştık, dc motor da kullanmıştık, buton da…vs vs.

Çocuklara, “şu malzemeyi kullanarak yapabilirsiniz”   DEMEDİM.

Çocuklar farklı farklı tasarımları kağıt üzerinde çizerek getirdiler. Her getirdikleri tasarım üzerinde yine çocuklarla beraber tartıştık. Önce    3D printer da hazneyi tasarladılar. Sonrasında sadece bir servo motor ve Arduino kullanarak açılıp kapanan bir kapak tasarımı yaptılar. Bir  çok deneme yanılma ile servo motorun açılma hızını ve açısını hesaplayarak programladılar. Artık bir balık yemleme makinemiz vardı!

Sonuç görülmeye değerdi, akvaryumun üzerine yerleştirip yemi istenilen zamanda attığını gördük ve çok mutluyduk. Sonrasında ne mi oldu? Bir süre sonra kontrol ettiğimizde makinenin elektronik devresinin olduğu kısmın, suyun buharlaşmasından kaynaklanan nemden dolayı küf tuttuğunu farkettik. İşte yine çözülmesi gereken harika bir problemimiz ve yaratıcı bir çözüm bulmak için yeni bir fırsatımız vardı.

 

“Every problem is an opportunity for a creative solution.”

Bu yıl okulumda lise maker kulübü öğrencileri için kurduğum maker atölyesine girdiğinizde ilk olarak bu söz sizi karşılar. Yaratıcı  çözümlerin gerçek hayat problemlerinden ortaya çıktığına inanan bir öğretmen olarak, atölyeyi kurarken ilk olarak bu yazıyı duvara astım.

Problemleri fırsata çevirin. Daha da önemlisi; problemleri fırsata çevirmeyi öğretin.

Sevgiyle… Yonca Özgün

İELEV Okulları Eğitim Teknolojileri   Direktörü

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Her Problem Yaratıcı Bir Çözüm Bulmak İçin Fırsattır