Geleceğin Sınav Sistemleri


Üniversite seçme sınavı mı? Üniversiteye seçme sınavı mı?

Türkiye’de lise den mezun olmak üzere olan milyonlarca genci büyük bir test bekliyor. Yani yks

Bunda ne var ki diye düşünebilirsiniz. Sizin için biraz detaya inelim. Çocuklar, daha doğrusu gençler önce bazı derslerden sınava girecekler. Ardından sınav sonucu açıklanacak ve aldıkları puanı görecekler. İşte Türkiye için asıl macera bundan sonra başlıyor. Çünkü hemen hemen her genç önce sınav puanına, sonra bir önceki sene hangi fakülte kaç puanla öğrenci almış buna bakacak ve tercih yapacak. Bir önceki cümle size ne kadar normal geldi değil mi?

Ne var ki bunda diye düşündünüz. Biraz açalım. Çocuklar toplum baskısı, bir yıl daha hazırlanma stresi, ailem ne der, arkadaşlarım nasıl değerlendirir korkuları ve baskılarıyla, sırf açıkta kalmamak adına puanları tutan bir sürü fakülteyi kendilerine uygun olup olmadığını hiç ama hiç değerlendirmeden tercih edecekler.

Sonuçta ne mi olacak, tüm Türkiye için büyük bir kayıp. Düşünün her yıl milyonlarca genciniz kendileri için hiç uygun olmayan mesleklere hazırlanmak adına üniversiteye gidiyorlar. Her sene sırf bu yüzden milyonlarca genci kaybediyoruz. Bazıları gittikleri üniversitede tekrar sınava girmek için hazırlanıyorlar. Ama büyük çoğunluk, “oh be attık kapağı sonunda üniversiteye” diyerek dört beş sene, bazen daha fazla okuyorlar. Daha da vahimi, birçoğunun ailesi; “aman evladım sen oku, mezun olunca biz seni bir yerlerde işe koyarız” diyor.

Bunun sonucu gerçekten Türkiye için büyük bir kayıp ve büyük bir yıkım. Milyonlarca genç dört sene sonunda kendilerine hiç uygun olmayan diplomalarla hayata atılıyorlar. Sonuçta diplomalı işsizler ordusu, başarısızlar ordusu, bezginler ordusu, umutsuzlar ordusu her geçen yıl biraz daha artıyor.

Peki, çözüm ne? Çözüm yolu bir den elbette fazla. Mesela seçme işlemini, çocuklara değil üniversitelere bırakabiliriz. Her üniversite kendi fakülteleri için almak istediği öğrencilere uygun seçme kriterleri belirleyebilir, testler ve sınavlar yapabilir. Hatta kendi seçme takvimlerini kendileri belirleyebilirler. Böylece her üniversite, fakültelerini orda olması gereken gençlerle doldurabilir.

Ya da çocuklar lise eğitimleri boyunca öğretmenleri tarafından yakından gözlemlenir ve yönlendirilir. Mezun olurken öğretmenler her çocuk için bir değerlendirme dosyası hazırlar.

Üniversiteler bu dosyaları inceleyerek öğrencileri fakültelerine yerleştirebilirler.

Ya da çocuklar rasgele zamanlarda hiç fark ettirilmeden birçok teste, sınava, etkinliğe, organizasyona v.s. alınır ve değerlendirilirler. Liseden mezun olduklarında da; tüm bu değerlendirmeler üniversiteler tarafından incelenir ve çocuklar uygun fakültelere yerleştirilir.

Daha fazla çözüm yolu üretmekte elbette mümkün. Burada dikkatinizi çekmek istediğim şey çözümler değil. Sonuç. Sonuçta biz, mümkün olduğu kadar en yüksek yüzde oranıyla, doğru yerleştirmeyi yapmak zorundayız. Ülke olarak gençlerden başka yatırımımız yok ve onları doğru yetiştirmediğimiz sürece de dünya ile rekabet edebilme imkânımız yok. Üreten ve rekabet edebilen gençler yetiştirmenin birinci şartı; doğru çocukla doğru fakülteyi eşleştirmeden geçiyor.

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Geleceğin Sınav Sistemleri